Adil Okay Resmi Web Sitesi
Anasayfa | Biyografi | Etkinlik Fotoğrafları | Sesli Şiirler | Videolar | Foto Şiir | İletişim

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Şiir açmak ve açılmak sanatıdır. Kendini açmak ve açılmak: Duyacak, anlayacak, bakacak birini bulmak şartıyla. O zaman şiir kitabı kendinin açılmasına davet olmalı. Geçmişi, geçeni ve onların izlerini taşıyanları bırakıp gitmek sanatı. Geçenin arkasında bıraktığı parfümün farkında olmadan geçip gitmesindeki gibi. Biraz kendinden geçmiş, biraz başkasını sersemletmiş biçimde.
Karanlıktan ak alınla çıkmak: Düşlerimizi korumuş olarak. Bilhassa gerçekleştire- mediğimiz düşlerimizi. O zaman işte hançerini alıp istersen ay ışığına çalabilirsin! Güneş doğana kadar. Olmazsa yeniden başlamak üzere. Yeniden başlamalarda yaşam, yaşam: Yaşam-ak.
Herkesin kendi evini bir ‘’İmparatorluk’’ gibi yaşadığı dar, çok dar bir dünyadan FİRAR ETMEK: Fire vermeden geçmişi aşmak. Ütopyamız aşınmadan.
Her bireycilik kendi uçurumunda yapayalnız, her bireycilik kendi uçurumuna yuvarlanırken; açlık grevlerini, ölüm oruçlarını, yitirilenleri ama yitmeyenleri, vurulanları anmak, ’’komşu ağıtları’’nda yazılı hepsi.
Adil Okay ‘’Kaç kişi kaldık’’ isimli şiir kitabında (Ütopya yayınevi, Ankara), birçok konuya değiniyor: Geçmişten, kendi geçmişinden bugüne. Antakya, Adana, Şam, Beyrut, Paris ve yeniden ülke:
‘’Yabancı eşiklerde / çocuksuz beşiklerde’’ yaslanmadan dönmek: Antakya kapılarını, Demirciler çarşısını, Yenişehir Gölünü, Defne şelalelerini, ‘’sularında serpildiğim Asi’’yi kısacası kadim Antiyoş’u yeniden kucaklamak için. ’’Uçurtmalarımız / pankartlardı’’ zaman diliminde yeniden yaşamak umuduyla. ’’Karanlığın katiliydik’’diyen babası rahmetli şair Süleyman Okay zamanını ve mekanını şiir ve öyküleriyle dolduruyor. Okuyucularına sunuyor. Babasının son şiir kitabı “Hoşçakalın Dostlarım” ismiyle yayınlandı. (Belge yayınları, İstanbul, 2001). 1940’lardan yirminci yüzyılın sonuna bir şiir serüveni olarak okunmalı. Yazarın coğrafyasının tarihi olarak da.
Yeşillerini giyin, kırmızılarını tak ve elini kolunu sallayarak gel! Daha ne olursa olsun. Onca ayrılıktan sonra. ’’Kavgalar sız yarınlara merhaba’’ diyebilmek aşkıyla. Barış.
Karanlıkları delebilmek için silah: Açık bırakılacak tül perdeler, ışığı ve aydınlığı paylaşmak şart, bu kesin. Karanlıkların sonu yakın. Mutlaka. Artık ne ‘’gölgemi gölgeleyen birileri’’ olacak ardımda, ne de ‘’gölgeler’’
Zulümlerden ve sürgünlerden eskimeden dönmek. Yaşamdan istifa etmeden, İSTİFADE ETMEK : Gençlik rüyaları madem hep canlı
Aslı ve Anıl. İki çocuk: Dün ağız dolusu kahkahaydılar. Bugün mezar taşında birer resim. Kahrolmamak mümkün değil. Tarihlerini yazmadan gidenler. Koşmadan yeterince. Futbol oynamadan, sinemaya gidemeden, aşık olamadan, sevişemeden ölüme, okula gider gibi gidenler: Unutmak olası değil. Asla.
Saçları hep bağlı, dudakları yeşil, bakışları mavi, mavileri meçhul ve ağız dolusu kahkaha atmasını bin bilenler, yaşamı ölümüne sevenler, aşıklar, sevenler, sevgililer, sevecekler, sevilmeyi bekleyenler, cebinde para bayatlamayanlar BU KİTAP SİZİN İÇİN. Ama ‘’şimdilerde dikkat / üniformalı geziyor ihanet’’! Mehtaba dikkat gece böler! Gece zifiri korku. Mavi kırmızıya gebe. Elde silah’’ yağmur karla flört ediyor.’’ Olabilir. Ama umursamaz, belli.
‘’Ali amele karası / mutluluğun adı / iki şişe bira / yarım kilo kiraz’’. Berivan’a gelince: Berivan artık büyüdü / Silahlarını gömüp gitti amcalar/ Türküler kaldı miras / ekmek ise hala katıksız. Ah Berivan! İş yine sana kaldı yine sana. Var Berivan var! Şiirimiz var ama. Beşikçiye ‘’vefa var’’: ’’Geç kaldım bağışla Beşikçi / Yarın gidip yasak kitaplarını / korsan alacağım.’’
Gençlik sürgün / gezi: İç ve dış gezi / sevgilerle geçen yıllar / evlenmek hele gerdek / baba olmak. Çocuklarını sevmek. Bu sevginin tiryakisi olmak. Bir şairin yaşam dönemleri ve dahası var. Eksiği yok: ’’Sırtımdan yüreğime indi/sevdirdi kendini kerata’’
İhanet edenler, ’’sınıftan’’ ayrılanlar, ’’sınıfta’’ çakanlar, kopyacılar, kaytarıcılar, ’’derslerine iyi çalış(a)mayanlar, aşktan bütünlemeye kalanlar,’’bir karınca ömrü kadar beklemeyi bilmeyen’’ler, ceplerinde akrep bulunanlar / olanlar / taşıyanlar: Sizler bu kitabı okumayın; bilhassa ve bilhassa’’ ölmeyin sancısız / ölmeyin yalnızlığın kahreden gücünü görmeden’’
‘’Gözleri yağmur bulutu’’, dudakları gül, elleri naftalin ve giysileri karanfil kokulular, yakamozlarla açık denizlerde yıkananlar, ayla oynaşanlar, beklemeyi bilenler bu kitap sizin için yazıldı.Okumalısınız.sonra?
Evet sonra nasıl olsa baba Süleyman Okay’ın dediği gibi hepimizin ardından yazılacaklar belli:
‘’bastırılmış çığlıklarını / birlikte götürdü. / bizlere bırakarak / karşıtlığın alevini’. Bu kadar miras da az sayılmamalı.
                      Pr.Dr. Şehmus Güzel












RSS Kayna?y | Yazar Giri?i

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi