Adil Okay Resmi Web Sitesi
Anasayfa | Biyografi | Etkinlik Fotoğrafları | Sesli Şiirler | Videolar | Foto Şiir | İletişim

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ÖYKÜ SANATI ve ADİL OKAY’IN “YOLCU”?SU

Şaban Akbaba

Bir roman, bir öykü; ya da ba?ka bir sanat yapyty varolu?unu neye borçludur: Ynsana, do?aya ve ya?ama my? Do?anyn insanyn ve ya?amyn organik bütünlü?ünün estetiksel varolu?una my?... Hepsine...

Ya?amy yeniden üretmek, üretirken güzelle?mesine katky yapmak, katylymcysyna keyif vermek gibi çok yönlü, çok boyutlu “ya?amsal” varlyk gerekçesi ve i?levi olan sanatyn son zamanlarda insandan kö?e bucak kaçma tela?y, aslynda bir biçimde ya?amdan, hatta ya?amyn gelece?inden elini ete?ini çekmesi anlamyna da geliyor. Bireysel, hatta ulusal istencin ötesinde kotarylan evrensel sanat dünyasyna pompalanan (ulusal sanat atmosferlerinin de nasiplendi?i) bu sonucu; gerçe?in dy?yndaki kimi savlarla açyklamaya çaly?mak da ayryca hem ya?amyn, hem de sanatyn teorik ve estetik düzeyde içselle?tirilemedi?inin kanyty gibi duran bir ba?ka biçemidir.

Güzelle?mesin diye dünyamyz; çirkinle?tirerek, yoksulla?tyrarak, afyonlayyp uyu?turarak, mumyalayyp uyutarak sömürmenin “sanat dy?y” biçemi. Nesnel olanyn özneldeki görüngüleri de do?al olarak bu denli sevimsiz olacaktyr. Yalan söyleyerek, saklayarak, yadsyyarak, ikili oynayarak yazyn-sanat dünyasynda var olma, varly?yny sürdürme tela?y gibi “sanatçy”(!)nyn… Örne?in ?iiri öyle, söyle?isi böyle olan ?airler, öykücüler, romancylar, ressamlar, müzisyenler… Bu “olgu”daki öznelli?e dikkat çekmek sorumlulu?unu duyumsayynca insan kynanyr my acaba? Kynayan bilir. Çünkü böyle giderse kendi içsel dinamiklerinden üretemedi?i için nicel ve nitel vantuzlaryny geli?tiremeyenyazyn ve sanat ürünlerinin zamana ve ya?ama tutunabilmesi daha da güçle?ecek, yarynlara kalma, klasikle?me ?ansy olmayacak
Soyutun daha soyutuna soyunmak metafizikten davet istemektir kanymca. Davet alynynca gidilecek yer de bellidir.

Bunu ?unun için söyledim: Yazyn anlayy?lary yelpazesinin geni? olmasy kabul edilebilir bir varsylly?y imler. Ama hepsi bu kadar! Çünkü damytma i?lemi birçok ko?ulu gereksinir. Soyut, bu ko?ullardan yalnyzca biri olabilir. Bunun böyle olabilece?inin bir nedeni de soyutun belli dönemlere damgasyny vuracak kadar yükselen yazyn de?eri niteli?i kazanmasy ve o süreçlerin ya?ama tutunabilme deneyiminden çykardy?y dersler yüzünden yazyn dünyasyna yapty?y somut katkylar ve sundu?u de?erli bildirilerdir. Ayryca sanat yalnyzca kendisi için bile olsa bir yanyyla araç, bir yanyyla da amaçtyr. Amaç içindeki araç da estetikle ilgiliyse ba?ka söze gerek yok. Nasylsa güzelli?in nicel birikimi niteli?e dönü?erek daha da güzelle?tirecektir kendini (güzelin de güzeli var, öyle ya!) ve dünyamyzy...
Adil Okay’yn YOLCU’sunu okuduktan sonra öykücülü?ümüzün son yyllarda yitirdi?i bazy becerilerini yeniden kazanmaya durdu?u gibisinden bir sanryya kapyldym. Neredeyse güme gidiyordu her ?ey. Adil Okay’y abartaca?ym sanylmasyn, onun bu yapyty öncelikle böyle bir ça?ry?yma yollady beni. Bu nedenle önemsedim.

Öte yandan belli bir estetik düzey tutturmaya çaly?ty?y öyküler toplamynda ve örne?in “Tuhaf Bir Bulu?ma” ba?lykly, tümüyle söyle?iye dayaly, bu ba?lamda iyi bir örnek sayylabilecek uzun soluklu öyküsünde aralykly olarak ve benzer biçimde iki kez yinelenen bu konu?ma öykünün estetikle ba?yny koparmadan, onu ihmal etmeden ya?amla ve ülkemizin “ya?am-sanat kar?yty” gerçekleriyle ba?yny kurarken hiç de kaba toplumcu bir çizgiye dü?medi?i gibi; sanatsally?yn içini doldurarak sanaty(öyküyü) yüceltiyor:
“…dü?ünüyorum… Neden “O Kadyn” sen olmayasyn… Arady?ym…
-Ne zamandyr aryyorsun?
-Üç vakittir…
-Üç darbe mi demek istiyorsun?
-Üç on yyldyr…
-Kaç ya?yndasyn?...”(s.78)

Sevindim de do?rusu. Sebahattin Ali damary hakly yerine yeniden oturacak gibi. ?iirde nazym, Romanda Ya?ar Kemal damary da... Yadsymanyn gizemli görkemi, ne postun, nede modernizmin yeni fildi?i kulelerini kurtaramady, kurtaramaz da. Çünkü insan neredeyse ya?am orada, ya?am neredeyse sanat oradadyr. Korku en fazla cesaret kadar, hile en fazla dürüstlük kadar, kaçy? da en fazla geli? kadar olmalydyr ya?amda, bunlaryn fazlasy göz çykaryr.

Dilin önemsenmesi birincil malzeme oldu?u için yazynda amenna, ama nereye kadar dil (beslendi?i) bildirinin kayna?yndan uzak tutulabilir, bu durumda kimle, ne kadarly?yna ileti?im kurulabilir ki? Sonunda bir gün süreçlerin yüz kyzartycy i?levine de yakalanmak olasy. Ama o gün çok geç kalynmy? olabilir, son pi?manlyk gibi... Dört yany tutu?turulmu? (sanat-yazyn erbaby) bir akrebin “ate?siz” sanat yapabilece?i dü?ünülebilir mi? Öyle olsa bile sonuçta akrebin ate?le dans ?öleni onun kendini zehirlemesiyle sonlanacaktyr. Ko?ullaryn belirleyicili?inden habersiz olmak: tutu?any, tutu?turany, ya da onlaryn gizli arka planyny v.b görmezden gelmek sonucu de?i?tirmedi?i gibi, di?er akreplerin yazgysynyn de?i?mesine de yaramaz.

Kayna?y yadsymanyn alemi yok. Tilkinin dönüp dola?yp gelece?i yer bellidir. Bu ba?lamda “öykü öldü, bitti” gibisinden varsayymlaryn nerelerden kaynaklandy?yna ve ya?amyn neresine oturdu?una bakmalyyyz. Bunun için de son dönemlerde yazyn gündemine dü?meye ba?layan “1980, ya da toplumcu yazyn” tarty?malaryny da hep görü? açymyzyn içinde tutmalyyyz. Kendi adyma, son yyllarda özellikle öykü okumalarymdan zevk alamama sykyntysy ya?ady?ymy söylemeliyim. Neredeyse bir “süreç” anlayy?y içinde verili ko?ullardan soyutlanan, o ko?ullaryn ya?amyny yadsyyan, tam da bu nedenlerle insanyn da, do?anyn da do?asyna ters dü?mek pahasyna kimsenin kendini içinde bulamady?y, bu yüzden olacak hep birbirine benzeyen ve birbirini yineleyen öyküler yazylyyor çünkü. Ya?amda bunalym ve eften püften ayryntylar da var elbet, ama öyküyü salt bu bo?untularla kurmak, hem yyldyrycy, hem zevksiz, hem de (özellikle ya?amyn ve sanatyn kar?ysynda) yalynkat... Bu ba?lamda o sav determinik olarak hakly çykyyor; dama?ymda öykü tady kalmayynca, do?rusu öykü benim için de ölmü? olur. Oysa çe?itlenen, çe?itlendikçe ayryntysy ço?alan, bu yüzden insana çok daha fazla sayyda oyalayycylar sunan hyz ça?ynyn, zaman bilinci ve i?levinin bir getirisi olarak uzun metinler yerine daha kysalary kabul görmektedir, görmeye de devam edecektir. Belki bu savy roman için söylemek bu ba?lamda daha akylcy. Öykü öldü, kavramynyn içi, ideolojik bir yakla?ymla doldurulmak istendi?inde (ki bunu savlayanlaryn ieolojiyi sanata sindirerek inceltmek, ya da sanat dünyasyndaki geli?meleri ideolojik ölçütlerle açyklamaya çaly?mak gibi bir kaygysynyn oldu?unu sanmyyorum), hani Marx’yn “meta feti?izmi” kavramyna yaslanylarak bir açyklama yapylacaksa e?er, pazar ekonomisi ko?ullarynda insanyn ve insani duygularyn parçalanarak, ufalanarak yok olmasyna ko?ut olarak “yok edilme”nin hedefinde öncelikle ?iir olmaly, ?iir var. ABD ve Avrupa gibi kapitalist, emperyalist dünyadan ?iirin elinin ete?inin hyzla çekildi?ini biliyoruz.

Hamburg’da üç katly, bizdeki süpermarketler benzeri büyük bir kitabevinde ?iiri sorduktan sonra “orada, üçüncü katta, üçüncü dire?in çevresinde” diye aldy?ym yanyt üzerine o dire?i buldu?umda ?iirlerle birlikte benim de içim cyzz etti. Çünkü hepsi 1x1 çapyna oturmu? dire?in dört yüzünde, tavana kadar yükselen raflardakiler kadardy. Bu böyle, evet, ama daha öyküye syra gelmedi. Ne ki yazyn ve sanatyn içinin bo?altylmasy, yalnyzca sanatsally?a(?) sy?ynylmasy, medyacy sermayenin renkli posterlerinin büyüsüne kapylyp onun buyru?una verilmesi, elbette ki de?il yalnyzca yazgysy zaten az üretilmek olan öykünün, bütün yazyn ve sanat alanlarynyn da ölmesini hyzlandyracaktyr.

Tam da bu noktada, bilimsel ve sanatsal dayanaktan yoksun “ölüm fermanlary” imzalayanlaryn öznel korkusu mu yoksa içgüdüsel söylemlerinde açy?a çykan bilinçsizlikleri mi, diye dü?ünesi geliyor insanyn. Çünkü “popüler kitle kültürü”yle kolayca bulu?abilece?i kansy üzerine birçok yapay nesnelliklere, zorlama kanallara, pazar ekonomisinin kurallaryna yaslanylarak anynda metala?tyrylan üretimlerin somut bir sonuç olarak gelece?e kalma olasyly?y üzerinde uzun uzun dü?ünülmesi gerekir. Bu biçemde kitapla?an üretimlerin kaçta kaçy gelece?e kalacak acaba? Byrakalym elli, yüz yyly, kaçy on yyl sonraya kalacak?

Para olmak, gazete, ya da dergi olmak ba?kadyr, bir sanatsal üretimse e?er kitap olmak çok daha ba?kadyr.

Herneyse... YOLCU, sanat dilini olu?turma yolundaki bir yazyncynyn, anlatymy güzel, iyi bir öykü kitaby. Ayryntylary de?erlendirebilmi?, öyküye sindirebilmi?.

Daha önce “Ye?illerini Giyin de Gel”, “Hençerini Ay I?y?yna Çalan Adam”, “Kaç Ki?i Kaldyk”, “Ah Çocuk” adly ?iir ve “Mültecinin Bunalymy” adly öykü kitaplary yayynlamy? Adil Okay, insan için bütünsel bir yakla?ymla ya?amy, ya?am için sevgiyi ve ileti?imi öne çykaran bir yazyncy. Kitabynda on öykü yer alyyor. Yeti?mi?, ya da yeti?memi?; her ikisi de ülkemizin en de?erli zenginlik kayna?y; insanymyz, bir biçimde ve ciddi toplumsal sorunlar yüzünden akyp dy?arylara gidiyorsa, en kaba söylemle “elin maly” oluyorsa, yeri geldi?inde (yazyldy?ynda, çizildi?inde, konu?uldu?unda, foto?raflandy?ynda) bu “olgu”nun sorumlulu?u duyulmaly; derin, yo?un, katmerli bir ulusal acydan söz edilmeli. Tam da böylesi bir somutlu?un acykly öyküsünü ya?amyna yatyrmy? bir yazyncynyn ya?amy ve sanaty savunan çy?ly?y gibidir YOLCU. Çünkü “deve ku?u” olmakly?yn ne ya?ama ne de sanata yarary var.

“Önünde önce canly duran, sonra saniyeden de az bir zaman dilimi içinde, duvardan süzülen, et ve kemik parçasy haline gelen insanlarla kar?yla?mamy? ki beni anlasyn. Ellerim, ellerim nerede diye parmaksyz kollaryyla sarylmamy? ona arkada?y. So?uk hücrede ayakkabysynyn üstüne oturup uyumayy denememi?. S…ne elektrik kablosu ba?lanmamy?. Bu herif anlamyyor beni, hasta sanyyor….”(s.90)

YOLCU’yu çok fazla da irdelemeyece?im, Adil Okay’a ve YOLCU’suna te?ekkür etmek istememin nedeni, uzunca bir süreden sonra beni yeniden kitap tanytymy yazysy yazmaya itmesi ve bunu yaparken, ba?langyç olarak elime sa?lykly bir umut kasesi tutu?turmasydyr. Çünkü sonuçta bir öykü yapytyny de?erlendirmek, köküne kyran girmi?, ya da yalnyzca öznelliklere ko?ullanmy? öykü ele?tirmenlerinin i?idir.

§ ADYL OKAY, YOLCU, ÖYKÜ, ÜTOPYA YAYINLARI, 110 SAYFA.

 












RSS Kayna?y | Yazar Giri?i

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi